Site içi arama

Zıkkımın Kökü burada!


Bando mızıkayla dünyaya geldim; gerçekten bando mızıkayla!
Yıl 1933, aylardan ekim, günlerden 29; yani Onuncu Yıl ... On yılda on milyon genç yarattık her yaştan diye marşların söylendiği cumhuriyetin onuncu yıl dönümü...
Işte o gece annem tutturmuş da tutturmuş, Fener alayını izleyeceğim diye. Babam, Yahu avrat, ayın günün, sancın mancın tutar, hem bu karınla, demiş. Ama annem, hiç öyle coşkulu bir günde evde oturmak ister mi? Komşu kadınlardan biriyle çıkmışlar evden, bir yaşındaki abim de annemin kucağında. Fener alayını eve en yakın izleme yeri olsa olsa Saathanenin orası. Annemle komşu kadın bezirganların önündeler daracık kaldırıma dizilmişler, insanların arasına sokulmuşlar. Ama nasıl kalabalık, iğne atsan yere düşmez.

Sansürde son nokta: Zıkkımın Kökü

Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, çocuk edebiyatının usta kalemi Muzaffer İzgü’nün “Zıkkımın Kökü” isimli kitabının, “ergenlik çağındaki öğrencilere uygun olmadığı” gerekçesiyle öğretmenler tarafından performans ödevi olarak verilmemesini istedi. Eğitim Sen, yasağa tepki gösterirken, kitabın yazarı Muzaffer İzgü, bugüne kadar 24 baskı yapan kitap hakkında ilk defa böyle bir karar verildiğine dikkat çekti.

‘BAŞKA KİTAP OKUTUN’
Bursa’nın Osmangazi İlçesi’nde bulunan Ziya Gökalp İlköğretim Okulu Türkçe Öğretmeni Saadet Kermen, 7. sınıf öğrencilerine Muzaffer İzgü’nün “Zıkkımın Kökü” adlı kitabını okuyup özetlemelerini performans ödevi olarak verdi.

Savaş Oynamak

Suriyeli çocuklar için açılmış herhangi bir okula gidin. Sınıf duvarlarının rengarenk resimlerle dolu olduğunu göreceksiniz. Şehirleri bombalayan uçakların, sivillere ateş açan askerlerin, alevler içinde yanan evlerin, çiçekleri ezen tankların resimleri. Bu resimlerdeki kan rengi, bir parça beyaz kağıdın üzerinde olabileceği kadar görünür durumda.

Mustafa Shakr, Damascus’ta bir okulun müdürüyken, şimdi Antakya’da mülteci çocuklar için açılmış bir okulu idare etmeye çalışıyor. Diyor ki: “Çocukların düşünceleri kıpkırmızı. Yaptıkları resimlerde kullandıkları tek renk kan rengi.”

Katliamdan çocuk olarak kurtul(?)mak



Acılar azalır mı zamanla? Ya da üzerinden ne kadar geçmesi lazım ciğerini en çok yakan acının artık yakmaktan vazgeçip,sadece sızı olarak kalması için. 34 yıl mesela. Yeter mi? Çok mu uzun?
Bazen kaç yılın geçtiği hiç farketmiyor.
İşte bu da o acılardan biri.
Maraş Katliamı nedir az çok herkes biliyor. Yaşananları vahşet kelimesi anlatamaz. Daha birçok ağır kelime de anlatamaz. O yüzden ben öyle anlatmayacağım.
Üzerine analizler yapmak, siyasi sonuçlar çıkarmak,12 Eylül'ün, bugünkü moda deyimle "yol haritası" olarak ifade etmek de bir yere kadar...
Çünkü o katliamı yaşayanlar için bunlar önemli değil. Çünkü onlar korkudan, acıdan nefeslerinin kesildiği anı çok iyi biliyorlar.



Küçük İnsanlardan Büyük Sorular Hayli Mühim İnsanlardan Basit Cevaplar

Soru sormayı ne zaman bırakırız? Evet, evet biliyorum, yazıya soru sorarak başladığıma göre ben bırakmamışım. Siz de çeşitli sorular soruyorsunuzdur mutlaka. Aslında şunu sormak istiyorum: Gerçekten soru sormayı, samimi bir merakla ve öğrenme isteğiyle soru sormayı ne zaman bırakırız? “Büyüyünce,” yanıtını verenler, tekrar düşünün, sizce de biraz yüzeysel bir yanıt değil mi bu? “Büyümek” gerçekten, samimi bir merakla soru sormayı bırakmanın nedeni midir yoksa sonucu mu? Akla gelen ilk yanıtın, “Büyüyünce,” olmasıyla gerçekten soru sormayı bırakmanın nedeni aynı kırgınlık gibi geliyor bana.
Hâlâ keşfedilmemiş hayvanlar var mı? Peki, solucan yememde bir sakınca var mı? Bitkiler ve ağaçlar nasıl oluyor da küçücük bir tohumdan gelişiyor? Küresel ısınma nedir? Hem maymunlar neden muz sever ki? Arı arıyı sokar mı? İnsanların deri rengi neden birbirinden farklıdır? Ayrıca neden tuvalete gitmek zorundayız? Neden kızların bebeği olur da erkeklerin olmaz? Şeker zararlı mıdır? Dünyada kaç çeşit kınkanatlı vardır? Çiş neden sarıdır? Hâlâ okuyor musunuz? İyi, çünkü bu sorular “Küçük İnsanlardan Büyük Sorular Hayli Mühim İnsanlardan Basit Cevaplar” adlı kitaptan ve ben size bu kitabı önermek üzereyim.

Çocuklar ölüyor...

Suriye'de süren savaşın faturaları yine halka, en çok da çocuklara çıkıyor. Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesindeki Süleyman Şah Konaklama Merkezi'nde kalan sığınmacılara ait bir çadırda gece yarısı yangın çıktı. Ambulansla Akçakale Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralılardan Eye Raği (5) hayatını kaybetti. Hızla yayılan yangının çevredeki çadırlara da sıçramasıyla 2'si çocuk 5 kişinin de ağır yaralanmasına neden oldu. 

Kayıp Eşya Bürosu: Çocuklar ve yetişkinler için bir obje tiyatrosu çalışması


Oyun, sahibi tarafından takside unutulan sardunya çiçeğinin kayıp eşya bürosuna gelmesiyle başlar. Kayıp eşya bürosunun sakinleri yeni gelmiş ve unutulmuş olmanın hüznünü yaşayan sardunyaya başta merak ve çekinceyle yaklaşırlar. Sardunya burada olmaktan hoşnut değildir, mutsuzdur , evine geri dönmek istiyordur. Kayıp eşya bürosunun eskileri, ona kendi hikayelerini anlatırlar. Ve burada olmanın hiç de kötü bir şey olmadığına ikna etmeye çalışırlar sardunyayı. İhtişamli günlerini özleyen bir tiyatro kostümü, bulunduğu evin acı tatlı tüm anılarına ortak olmuş telefon, hayatı yollarda geçmiş eski bir valiz, dans pistlerine ait şık bir kadın ayakkabısı, üzerine yazı yazılmasını istemeyen kağıt, ıslanmaktan nezle olmuş bir şemsiye gibi sayısız obje hikayeleriyle Sarduya'yı yabancı olduğu bu kayıp eşya dünyasına alıştırmaya çalışırlar.

MİT'ten çocuklara elma şekeri!

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) internet sayfası yenilendi. Teşkilatın internet sayfası, Türkçe'nin yanı sıra, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Fransızca dillerinde yayına başladı. MİT böylece, Kuzey Afrika, Arap yarımadası, Ortadoğu ve Batı Avrupa'yı içine alan geniş coğrafyadaki milyonlarca kişiye internet sitesi aracılığıyla ulaşmayı hedefliyor. 
MİT'in kuruluşunun 86. yılı emekli personelin de katılımıyla düzenlenen bir törenle kutlandı. Milli İstihbarat Teşkilatı, geçen yıl, geniş katılımlı bir törenle kuruluş yılını kutlamış ve “dünyanın en iyi 10 istihbarat servisinden biri olma” hedefini açıklamıştı. 

Öcü-Cadı-Canavar ya da Grimm Masalları


Halk, hangi zamanda olursa olsun kendi canavarlarını yaratıyor. Gelenek ve göreneklerine sahip çıkma, kendilerinden sonrakilere adap usül bırakma yolunda, çeşitli masallar uyduruyor. Ortaçağ Avrupası’nın karanlık zamanında, bir tür oto-kontrol oluşturma amacıyla yaratılan bu canavar, öcü ve bilumum cadılar, hem çocukların kâbusu hem de eğlencesi oluyor. İşin garip tarafı, tüm anlatılanların altında bir nebze gerçek payının da yatması. 

Sesli Hikayeler - Grim Kardeşler Masalları / Seslendirme: Müşfik Kenter

Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm kardeşler çok ünlü Alman masal yazarlarıdır. Grimm Kardeşlerin masalları bugün dünyanın her yerinde ve hemen herkes tarafından bilinen çok ünlü masallardır.

Grimm Kardeşler, eski Alman masal, efsane ve şiirlerini derleyerek kendilerine göre yeni bir üslupla bunları "Çocuk ve Yuva Masalları" (Kinder und Hausmärchen) adıyla yayınlamışlardır.



GRİMM KARDEŞLER MASALLARI
Yazar:  Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm
Seslendirme: Müşfik Kenter