Site içi arama

Çoğumuzun “ortak ve yanlış sorusu şuydu”: İbrahim Öksüz’ü kim vurdu?

Çok şeye en sondan başlanır; en son sorumuz, en son kavga edeceklerimiz, en son sloganımız…

İbrahim Öksüz'ün anne ve babası

Devlete göre Yunus zaten faydasızmış

İşitme engelliler okulunda elektriğe kapılıp ölen Yunus Eser’in yanında öğretmen ve uyarı levhası olmadığı, ucuz malzemenin kaçağa yol açtığı rapor edildi. Bakanlık, sorumluluğu üstlenmedi, Milli Eğitim Müdürlüğü ise “Yaşasa bile ailesine katkısı olmazdı” savunması yaptı



İlkokul matematik problemlerini bugün yeniden yazsak neye benzer?

Stefano Bordiglioni’nin yazdığı Paolo’nun Düşproblemleri, Tolga Darcan’ın resimleriyle  9 ve üstü yaş grubu için Can Çocuk Yayınları’ndan çıktı. 



Toplumcu Psikologlar: Soma'da 'yıkım' sürüyor

BASINA VE KAMUOYUNA ;

Soma Katliamı’ndan sonra yaşananları, ülkenin ve dünya halklarının yoğun gündemleri nedeniyle çok boyutlu değerlendirme fırsatımız olamadı. Ancak, Elmadere’de yaşanan yarılma hakkında acil bir bildirim yapma ihtiyacı duyuyoruz.

Büyük kutsallar, küçük kurbanlar – Gökçer Tahincioğlu (Milliyet)

Öğretmenleri, köy kadınları hatta annesi “Kız yalancıdır” diye söylendi. Kız, Sevgi Evi’ne gönderildi. Küçük erkek çocuk için yapılan ise  sadece ‘danışmanlık’ tedbiri…


Devlet terörünün pençesindeki büyük çocuklara

Kürt Yönetmen Garip Çelik, “Hoşçakal Kardeşim” belgeselinden sonra bu kez çektiği “Zarokê Mezîn” (Büyük Çocuklar) isimli kısa film ile tekrar seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. 

Diyarbakır'da çocuklarla görüşen psikolog 'cinsel istismar bulguları var' dedi

Diyarbakır’da polislerin, tecavüz ettiği ileri sürülen üç çocukla görüşen psikolog raporunda çarpıcı ifadeler yer alıyor.


10 Yılda 466 Bine Ulaşan 'Çocuk Gelin' Sayısı Damadın 23 Katı

10 Yılda 466 Bine Ulaşan 'Çocuk Gelin' Sayısı Damadın 23 Katı Türkiye'de 2013 yılında 600 binin üzerinde evlilik gerçekleştirildi. 

Pedofili ve Çocuk İstismarı Üzerine Çekilmiş 10 Film

Çocuk deyince insanlar bir değil, birkaç kez düşünür oldu. Neler duyuyor, neler görüyoruz. Aklımız almıyor. Yaşananların gerçek olabileceğine inanamıyoruz. Çünkü insan olduğun zaman, bunlar kolay anlaşılabilecek ya da karşısında sessiz kalınabilecek bir şey değil asla. Çocuk diyorsan eğer, onun masumluğunu, doğaya olan saf sevgisini, insanlara olan inancını ve güvenini ne denli büyük olduğunu da düşün, zira o bir çocuk. 
İçinizi burkacak, biraz olsun, olan biteni anlatan, pedofiliyi ve diğer yandan çocukların şu dünyada başına neler gelebileceğini (maalesef) gösteren filmlere yer verdik.
Not: Gerçekler rahatsız edicidir.

 1-Michael – 2011

Etrafımızdaki insanların başında ‘ ? ‘ varken şimdi ‘ !!!! ‘ dolu.

2-Hard Cany/Lolipop – 2005

Halley Stark göründüğü gibi bir çocuk değil.
BDDefinition-HardCandy-g-1080

 3-The Lovely Bones/Cennetimden Bakarken – 2009

Peter Jackson, çocukların gözünden etkileyici bir bakış sunmuş.

 4-The Jagten/Onur Savaşı – 2012

Aksi bir bakış açısı.

5-Atlıkarınca – 2011

İzlerken soğukkanlılık, cesaret gerektiren İlker Başarır filmi, kimisi izlemeye çekinmekte belki de haklı.

 6-The Perks of Being a Wallflower/Saksı Olmanın Faydaları – 2012

Küçükken yaşadıklarımız kişiliğimizin ana maddelerini oluşturur.

7-Halam Geldi – 2014

Ağır yara, çocuk gelinler.

8-Changeling/Sahtekar – 2008

Clint Eastwood yönetmenliğinde, akıl almaz yaşanmış bir hikaye.

 9-Mysterious Skin/Tenin Gizemi – 2004

Bilinçaltında var olan küçücük bir kare bile tüm hayatını etkilemeye yeterli.

10-Presume Coupable/Yargısız – 2011

Konu ile ilgili yargı ve yargı sürecini anlatan film, insanlar üzerindeki enkazı da gözler önüne seriyor.


Selin Karakurt/Kadrajsinema.com

Cudi'de ölüme terk edilen hayatlar, çocuklar

Şırnak’ın Cudi Dağı eteklerindeki Kaçak maden ocakları 2 Ağustos 2013'te devlet tarafından kapatılmasına, elektriği bile kesilmesine rağmen faaliyetlerine devam ediyor. Birçoğu ruhsatsız olan ocaklarda günlüğü 50 TL'ye çalışan 3 binin üzerindeki işçinin ne sosyal güvencesi ne de sağlıklı çalışma koşulları bulunuyor.


Çocuklar ve şiir: "Kırmızı Kanatlı Kartal"

İlk, ninnilerin buruk ezgileri çınlandı kulaklarımızda. Belki de  ninnilerden duyduk anadilimizi. Ardından tekerleme ve şiirlerle beslendi dağarcığımız. Çocuklara bir dili kolay ve keyifli öğretebilmenin yolu da bu edebi türlerden geçmiyor mu? Tekrarları ve dildeki ritmi seven çocuklar şiir dinlemekten ve okumaktan zevk alıyorlar. Bu durum çocukta özgüven gelişimini desteklemiyor mu?



Çocuk Cezaevleri: 'tutsak yok, tutuklu var, işkence yok personel eğitimli"

Şakran Çocuk ve Gençlik Cezaevi'nde çocuklara yönelik hak ihlallerinin gerçekleştirildiğine dair raporların ardından Adalet Bakanlığı'na, HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata'nın, Adalet Bakanı'nın cevaplaması için verdiği soru önergesine yanıt geldi: "tutsak yok 'tutuklu' var, işkence yok personelimiz eğitimli"




Polis, Tayyip Erdoğan'ın emrinde: 15 yaşındaki İbrahim Aras öldrüldü

Lice’de kalekol protestosunda iki kişinin polis ve askerlerce öldürülmesini Adana Seyhan’daki Hürriyet Mahallesi’nde protesto eden halka polis saldırdı. Saldırı sırasında sokakta oynayan çocukların üzerine akrepten açılan ateş sonucu 15 yaşındaki ibrahim Aras gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi.



Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır

Lice’de güvenlik bahanesiyle yapımı baskı ve şiddetle sürdürülmek istenen karakol-kalekol yapımını protesto eden halka yönelik şiddet arttırılarak linç kampanyasına dönüştürülüyor

AKP öldürmeyi sürdürüyor: Rojava sınırında bir çocuk katledildi, Lice’de bir genç yaralandı

Rojava’da cihatçı çetelere, Lice’de ise kalekol-karakol inşaatlarına direnen Kürt halkına yönelik saldırılar sürüyor. Rojava’nın Kilis sınırında sınırı geçmek isteyen bir çocuk askerler tarafından katledilirken, Lice’de bir genç gaz bombasıyla yaralandı

Polisin attığı gaz fişeği bir çocuğu yaraladı

Son zamanlarda polisin sıklıkla hedef gözeterek kullandığı gaz tüfeği Cizre'de bir çocuğun başından yaralanmasına yol açtı


Nazım'dan çocuklara yıllar sonra gelen hediye...

SSCB çizgi film stüdyosu Soyuzmultfilm’de redaktör olarak çalışan Vera Tulyakova’nın başka bir çizgi film hakkında danışmanlık almak için ziyaret ettiği Nâzım Hikmet “Neden benden de bir senaryo istemiyorsunuz?” diye sorar ve ertesi gün akşama doğru elinde “Sevdalı Bulut” çizgi filminin senaryosuyla stüdyoya gelir. Vera ile Nâzım’ın büyük aşkı da işte böyle başlar.



Büyük acıları yaşayan ya da tanıklık eden küçüklere bir kitap: KIPIRIK TAVŞAN

Bazen hayat birileri için öyle can yakıcıdır ki… 


Karşılaşılan olay karşısında yaşam anlamını yitirirken, kişiyi yoğun biçimde sarıp sarmalayan duygular hiç olmadığı kadar birbirine karışır. Korku, kızgınlık, suçluluk, yalnızlık, çaresizlik, isyan…   

Madenlerde 2 bin 76 çocuk işçi var!


Resmi rakamlar: Kömür ve linyit madenlerinde işçilerin yüzde 4.2'si çocuk. 2 bin 76 'madenci' 15-19 yaşında. Büyük kısmı kayıtdışı, aylıkları 226 lira...


Çocuklarda Yas Anne Baba El Kitabı



1. Yas nedir?
Çocuklar da büyükler gibi çeşitli türden kayıplar yaşayabilirler. Anneleri, babaları, kardeşleri ölebilir ya da boşanma, bakım evine yerleştirilme, evlat edinme gibi nedenler ile sevdikleri kişilerle ilişkilerini yitirebilirler.

Yine cezaevi yine tecavüz; İkinci Pozantı vahşeti

Adana’nın Ceyhan ilçesinde bulunan M Tipi Kapalı Cezaevinden bir tecavüz iddiası daha geldi. Cezaevinden 1 ay önce tahliye olan F.O, koğuş içerisinde günlerce taciz ve tecavüze uğradığını iddia etti.

Çocuk Kitabı: Kayıp Çocuk

Kayıp Çocuk... 
Çağrışım alanı oldukça geniş değil mi? Kapak resmine bakarken yaratıcılık, hayal gücü selamlıyor. Ağaçta uyuyan bir çocuk, çocukların dünyasına ait rengarenk kuşlar, uçaklar bir de kedi...



23 Nisan'ın gerçekliği: 'kaygılıyız'

Çocukların yaşam hakkını savunan ve ortak bir metin etrafında yan yana gelen kurumlar 23 Nisan'da İstanbul ve Ankara’da eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdi.

Gündem Çocuk, ‘Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2013 Raporu'nu açıkladı

Gündem Çocuk Derneği Çocuk Hakları Merkezi, çocukların yaşadığı yaşam hakkı ihlallerini derlediği ‘Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2013 Raporu'nu açıkladı.


‘Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2013 Raporu


Bir iş kazasından notlar...

Esenyurt'taki Beysan Sanayi Sitesi'nde bulunan Naz Alüminyum isimli işyerinde sigortasız çalıştırılan 17 yaşındaki O.T. 9 Nisan Çarşamba günü meydana gelen iş kazasında, elini alüminyum levhaların kesildiği testereye kaptırdı, O.T.'nin serçe ve yüzük parmağı koptu. Olayın ardından işveren ve servis şoförü tarafından Özel Anadolu Hastanesi'ne getirilen gencin parmakları ameliyatla dikildi, platin takıldı.


Memleketten Çocuk Manzaraları: İhmal, istismar, ölüm, iş kazası, çocuk yaşta evlilik...

Nazım 1939'da yazmaya koyulduğunda özlemişti yaşadığı, yaşamak istediği memleketinin insan manzaralarını...



...
Kâat helvası yesem her gün” diye düşündü
5 yaşında.
“Mektebe gitsem” diye düşündü
10 yaşında.
“Babamın bıçakçı dükkânından
Akşam ezanından önce çıksam” diye düşündü
11 yaşında.
“Sarı iskarpinlerim olsa
kızlar bana baksalar” diye düşündü
15 yaşında.
“Babam neden kapattı dükkânını?”
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına”
diye düşündü
16 yaşında.
...
Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet


Memleketimizden insan manzaralarını yazmaya koyulsak bugün ne dökülürdü kağıtlara? Şüphesiz kaygılar, umutsuzluklar, ölümler, öfkelenmeler, canından bezmelerle dolu cümlelerin küçük de olsa biryerlerinde 'direnç' görünürdü. Nazım'ın 20 bin mısra ile anlattığı ve özlediği o memleketin ve insanlarının manzarası bugün tariflenirken özlenesi mi emin değiliz, çünkü kurduğumuz cümleler giderek kısalıyor, yoğunlaşıyor, acıyor, küçülüyor...
Geçtiğimiz bir hafta boyunca olan biten neden oldu belki de böyle bir yazıya; ihmal, istismar olayları, maruz kalınan saldırılar, kayıplar, bulunamayanlar, eksik kalanlar, eksik bıraktıkları...

Türkiye'de artık kaybolan her çocuk için, gösterilerde biber gazı fişeğiyle yaralanan her çocuk için, küçük yaşta evlendirilen her çocuk için, istismar mağduru her çocuk için, gencecik yaşlarında uzuvlarını ve hayatlarını kaybeden her çocuk için toplumun geniş bir kesmi kaygı duyuyor, korkuyor, öfkeleniyor. Yaşanan olayların her birinin hissettirdiği ağırlık kadar insanlarda yarattığı empati duygusu artıyor, yaşanmış öfkelenmeleri akıllarına geliyor.
 
Başa dönelim; son bir haftada neler mi oldu?
 
6 Nisan Pazar – Sarıyer'de 3,5 yaşındaki Pamir'in kaybolmasının ardından seferber olan insanlar Pamir'i arama çalışmalarına katıldı. Pamir, evlerinin yanında bulunan villanın havuzunda boğulmuş olarak bulundu ve vicdanlarının sesine kulak veren binlerce insan yasa boğuldu. Haziran İsyanı'nın AKP'liler üzerinde bıraktığı etki 3,5 yaşındaki Pamir'in kaybolmasına da yansıdı; vicdanlarını birlikte yürüdükleri yollarda bırakan AKP'lilerce yönetilen sosyal medya hesaplarından bunun bir düzmece olduğundan, ailenin alevi olmasına, 3. köprüye karşı çıkanların tezgahı olduğuna kadar onlarca varsayım üretildi.

7 Nisan Pazartesi – Urfa'da Gap Kız Meslek Lisesi’ne giden 16 yaşındaki lise öğrencisi A.Ö. evlendirilmek üzere okuldan alındı. Çocuğun ailesine ulaşmaya çalışan öğretmenleri daha sonra küçük öğrencilerinin evlendirilmek üzere okuldan alındığını öğrendi. A.Ö.’nün kendisinden küçük olan ve okula gönderilmeyen kardeşinin istendiği ancak ailesinin yaşı daha büyük olduğu için A.Ö.’yü evlendirmeye çalıştığı iddia edildi.

8 Nisan Salı - Van'ın Xaçort mahallesinde yerel seçimlerdeki usülsüzlüklere karşı yapılan protestoya saldıran polis, akrep tipli zırhlı araçla 12 yaşındaki A.O'ya çarptı. Van'da kanal üstü bölgesinde toplanan halka hiçbir uyarı yapmadan saldıran polis, akrep tipli zırhlı araçla 12 yaşındaki A.O'ya arkadan çarptı. Panzerin çarptığı çocuk, çevredekiler tarafından Van Bölge ve Eğitim Hastanesi'ne kaldırıldı. Kafası yarılan çocuğun tedavisi uzun süre kimliğinin olmaması bahane gösterilerek yapılmadı. Ailesinin kimliği getirmesinin ardından ameliyata alınan çocuğun beyin kanaması geçirdiği bildirildi. A.O.'nun tedavisi sürerken hastaneye gelen polis çocuğa, polis panzerinden değil, göstericilerin attığı taştan yaralandığına dair ifade verdirdi.

8 Nisan Salı – Kars'ta Ziya Gökalp İlkokulu 3'üncü sınıf öğrencisi Mert Aydın, saat 12.00 sıralarında annesinin hazırlayıp sefertasına koyduğu yemeği babasına götürmek için İstasyon Mahallesi'ndeki evlerinden çıktı ve sonrasında kendisinden haber alınamadı, kent merkezine 5 kilometre uzaklıktaki boş bir tabyanın içinde cesedi bulundu. Mert Aydın'ın Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nd ehazırlanan otopsi raporuna göre, önce tecavüze uğrayan Mert Aydın, ardından başına taşla vuruldu ve elle boğularak öldürüldü.

8 Nisan Salı – Kağıthane'de 14 yaşındaki Z.Y. ile C.T. ailelerinin birlikte olmalarına karşı çıktıkları için birlikte kaçtı. Kaçan iki genç, evlenme isteklerini ailelerine bildirdi. Resmi olmayan törenle evlendirilen Z.Y.'nin hamile olduğu anlaşıldı. 15 yaşından küçük olan Z.Y.'nin hastanede doğum yapması halinde durumun savcılığa bildirileceğini bilen aile, sahte kimlikle hastaneye yatış yaptırdı. Doğan çocuk ise anneannesi Pembe Y.'nin üzerine kaydettirildi.

9 Nisan Salı – Diyarbakır'da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki öğretmen S.C.'nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi heyetince gönderilen raporda, mağdurun cinsel saldırı nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi.

10 Nisan Çarşamba – Esenyurt'ta bulunan Beysan Sanayi Sitesi'ndeki Naz Alüminyum adlı işyerinde 17 yaşındaki genç işçi O.T. elini makineye kaptırdı. İşvereni tarafından sigortasız çalıştırılan çocuk, kazanın ardından hastaneye kaldırıldı. Elini alüminyum testeresine kaptıran genç işçinin iki parmağı koptu, ameliyatla dikildi. Hastaneye gelen işveren cerrahi müdaheleyi yapan doktora, olayı SGK'ya bildirmemesi konusunda 'öneri'de bulundu.

Yeni başlayan her güne o gün neler yaşanacağı kaygısını duyan insanların sayıları ve hassasiyetleri giderek artarken, yaşananların sorumlularının cezalandırılması kadar, tekrarlanmaması için neler yapılabilir diye düşünmenin ve harekete geçmenin zamanı çok önceleri geçmişti, hala geçiyor...

Çekirdek Çocuk

Çocukları Tekrar Tekrar Mağdur Etmekten Vazgeçin!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Çocukları Tekrar Tekrar Mağdur Etmekten Vazgeçin!` başlıklı açıklama metnidir


Bilindiği gibi "Bir çocuk ile bir yetişkin ya da yaş veya gelişim bakımından sorumluluk, güven ve güç ilişkisi içinde olan başka bir çocuk arasında, bu kişinin cinsel gereksinimlerini tatmin etmeyi amaçlayan her türlü eylem çocuk istismarı olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi`nden, Çocuk Hakları Sözleşmesi`ne kadar çocukların korunmasına yönelik pek çok sözleşmeye imza atmışsa da ne yazık ki iç hukuk düzenlemelerinde yetersiz fiiliyatta ise zaten mağdur olan çocukların tekrar mağdur olmasına neden olan uygulamaların yaşandığı bir ülke durumundadır. Bunun en son örneği Diyarbakır`da 39 yaşında S.C tarafından istismar edilen 13 yaşındaki çocuk için Dicle Üniversitesi tarafından verilen" Ruh ve Beden Sağlığı Bozulmamıştır" şeklindeki rapor ve bu raporun mahkemece kabul edilmesidir. İstismara uğrayan bir çocuğun ruh ve beden sağlığının bozulmaması mümkün müdür? Bunu söyleyen erkek egemen zihniyet çocukları da tıpkı kadınlar gibi birer birey olarak değil meta olarak görmekte ve erkeği korumaktadır.

Çocuğa yönelik her türlü cinsel saldırı suçlarında alanında uzmanlaşmış mahkemelerin ve yine bu alanda uzmanlaşmış sağlık kurullarının faaliyet yürütmesi daha önce de tanıklık ettiğimiz bu tür vahim olayların yaşanmasını bir nebze olsun engelleyecek; zaten mağdur durumunda olan çocuğun tekrar mağdur olmamasını sağlayacaktır. 

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak çocuklara yönelik cinsel saldırı suçlarının ele alınmasında uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesini bu bağlamda çocuğun "Yüksek yararı, soruşturmaların etkin bir biçimde sürdürülmesi, istismar suçunu işleyenlerin suçun bir aile ferdi tarafından, çocukla aynı yerde yaşayan biri tarafından veya otoritesini suistimal eden bir kişi tarafından işlenmesi halinde yaptırımın ağırlaştırılması" gibi ilkelerin gözetilmesi gerektiğini her fırsatta hatırlatmakta yarar görüyoruz. Diğer yandan  çocuğa her türlü adli, psikolojik desteğin sunulması gerekmektedir. Çocuklara yönelik cinsel saldırı başta olmak üzere bu alanda imzalanan sözleşmeler kamuoyuna anlatılmalı, çocuklarla bire bir temas halinde bulunan kamu görevlileri bu konuda eğitilmelidir.  Çocuğa yönelik cinsel saldırı istismar gibi konularda veriler oluşturulmalı bu veriler kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çocukların birer birey olduğu unutulmamalı bu konuda toplumda zihniyet değişikliği yaratacak faaliyetlerde bulunulmalıdır.

Eğitim Sen olarak adalet yerini buluncaya dek bu tür davaların takipçisi olacağız.

egitimsen.org.tr

Cinsel İstismara Uğrayan 13 Yaşındaki Kız Çocuğuna 'Ruh Sağlığı Bozulmadı' Raporu

Diyarbakır'da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki öğretmen S.C.'nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi heyetince gönderilen raporda, mağdurun cinsel saldırı nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi. 




Diyarbakır'da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki öğretmen S.C.'nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi heyetince gönderilen raporda, mağdurun cinsel saldırı nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi.

Diyarbakır'da bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan S.C., geçen yıl 23 Nisan kutlamalarının yapıldığı gün, Nevruz Parkı yakınlarında, 5'nci sınıf öğrencisi S.T.'ye, kendi otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalandı. Hakkında, 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' ve 'cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun kılma' suçundan 16 yıldan 50 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan 4 çocuk babası öğretmen S.C.'nin yargılanmasına Diyarbakır 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık S.C. ve taraf avukatları katıldı.

'RUH VE BEDEN SAĞLIĞI BOZULMADI'
Duruşmada ilk olarak mağdurun beden ve ruh sağlığına ilişkin Dicle Üniversitesi'nden gönderilen rapor okundu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Beden ve Ruh Sağlığı Kurulu raporunda S.T. ile yapılan görüşmede, olayı nadiren hatırladığında üzüntü duyduğu, olaydan sonra okul ve evlerinin değiştiği belirtildi. Raporda, ruhsal muayenede mağdurun önceki psikiyatrik sorunlarının düzelmiş olduğu belirtilirken, cinsel istismardan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak derecede herhangi bir psikopatolojik araz tespit edilmediği ifade edildi. Raporda mağdurenin cinsel istismar nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı görüşüne varıldığı belirtildi.

AVUKATTAN RAPORA TEPKİ
Duruşmada söz alan S.T.'nin avukatı Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, "Mağdure, heyetle görüşme sırasında bile ağlama krizine girmiş. Bunun üzerine iki ay sonra getirilmek üzere süre verilmiştir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasını talep ediyoruz. Olayda suçüstü hali vardır. 13 yaşındaki kız çocuğu çok ciddi şekilde mağdur olmuştur. Sanık tarafından 'çocuğun rızası var denilse bile' mağdur 13 yaşında kız çocuğudur. Sanık suçunu kabul etmiş ve toplum açısından zararlı bir kişiliktir. Rapor kendi ile çelişmektedir" dedi.

SANIK: BU OLAYDAN DOLAYI BEN MAĞDURUM
Duruşmada söz alan tutuklu sanık S.C. ise tahliyesini talep ederek, "Bana en çok dokunan, toplumsal açıdan sanki bir tecavüzcü, bir caniymişim gibi davranılıyor. Benim geçmişime bakıldığında yüzlerce öğrenci yetiştirdiğim görülecektir. Bu olaydan dolayı mağdurum" dedi. Sanık avukatı da müvekkilinin cani, canavar gibi lanse edilmeye çalışıldığını ifade ederek, "Bu müvekkilimi mağdur etmektedir. Tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.

MAHKEME RAPORU KABUL ETTİ
Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, sanık S.C.'nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme, S.C.'yi araç içinde yakalayan polislerin zorla getirilmesine, getirilmemeleri durumunda yasal işlem yapılmasına da hükmetti. Mahkeme avukatların tepki gösterdiği raporun çocuk uzmanları tarafından usule uygun şekilde hazırlandığını gerekçe gösterip, mağdur hakkında yeniden rapor aldırılması talebini reddetti. Duruşma eksiklerin tamamlanması için ertelendi.

                                                                                                   amedin sesi

 

Seçim sonuçları gelmeye devam ediyor: Polis panzeri 12 yaşındaki çocuğa çarptı

Van'ın Xaçort mahallesinde yapılan protestoya saldıran polis, akrep tipli zırhlı araçla 12 yaşındaki  A.O'ya çarptı.


30 Mart'ta yapılan yerel seçimlerin ardından sandıklarda yapılan hile ve hırsızlığa karşı sokağa çıkanlara polis saldırısı ülkenin özellikle doğu bölgelerinde şiddetli biçimde sürüyor. BestaNuçe'nin haberine göre, 7 Nisan Pazartesi akşamı Van'da kanal üstü bölgesinde toplanan halka hiçbir uyarı yapmadan saldıran polis, akrep tipli zırhlı araçla 12 yaşındaki A.O'ya arkadan çarptı. Panzerin çarptığı çocuk, çevredekiler tarafından Van Bölge ve Eğitim Hastanesi'ne kaldırıldı. Kafası yarılan çocuğun tedavisi uzun süre kimliğinin olmaması bahane gösterilerek yapılmadı. Ailesinin kimliği getirmesinin ardından ameliyata alınan çocuğun beyin kanaması geçirdiği bildirildi. DİHA'ya açıklama yapan çocuğun yakınları, yüzlerce çocuğun ve gencin olduğu sokağa polisin ansızın tomalar ve zırhlı araçlarla saldırdığını, A.O'nun yaralanmasının ardından da oradan ayrıldıklarını söyledi.

Seçim sonrası savaş ilanı
Seçim sonuçlarına yapılan itirazların yanlı değerlendirilmesi birçok ilde protestolarla karşılanırken 30 Mart'tan bu yana konuyla ilgili yapılan eylemlere katılanlara polis saldırısı sonucu onlarca insan gaz fişekleri ve plastik mermilerle yaralandı. Geçtiğimiz hafta Urfa Birecik'te BDP'nin seçim sonuçlarına yaptığı itirazın reddedilmesinin ardından yapılan protestoya polis saldırısı sonucu 15 yaşındaki N.K, gaz fişeği ile gözünden vurulmuş ve bir gözünü kaybetmişti. Ağrı'da defalarca yinelenen oy sayımları ve bölgedeki şaibeli oy oranları önümüzdeki günlerde yaşanabilecek olaylar konusunda endişe verici.

Çekirdek Çocuk
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. - See more at: http://www.bestanuce1.com/haber/96537/polis-panzeri-12-yasindaki-cocuga-carpti#sthash.HVXyt35O.dpuf
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. - See more at: http://www.bestanuce1.com/haber/96537/polis-panzeri-12-yasindaki-cocuga-carpti#sthash.HVXyt35O.dpuf
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. - See more at: http://www.bestanuce1.com/haber/96537/polis-panzeri-12-yasindaki-cocuga-carpti#sthash.HVXyt35O.dpuf
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. - See more at: http://www.bestanuce1.com/haber/96537/polis-panzeri-12-yasindaki-cocuga-carpti#sthash.HVXyt35O.dpuf

3 buçuk yaşındaki bedene sığdırılmaya çalışılan vicdansızlık

Pamir, 3 buçuk yaşında küçücük bir beden; kayıp gitti avuçlarımızın arasından bugün. Dün gece evinden kaçan Pamir için tüm halk seferber oldu. Saatlerce arandı Pamir, gönüllü halk, AKUT ekipleri ve jandarma tarafından. Ancak bugün kötü haber geldi ve Pamir’in cansız bedeni komşularının havuzunda bulundu.



Trollerin hedefi: Pamir
Pamir’in kaybolmasının ardından babasına ait olan Twitter hesabından kayıp ilanı verildi. Daha sonrasında duyarlı olan halk, sendikalar, demokratik kitle örgütleri tarafından paylaşılması üzerine bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu Pamir. Ancak AKP’nin trolleri 3 buçuk yaşındaki Pamir’in küçücük bedenine bile vicdansızlık yerleştirmeyi kafasına koydu. ‘Babası DHKP-C’liymiş onun.”, “Yok yok PKK’lıymış ya.”, “Gezi’nin teröristlerindenmiş adam tweet atmış” diye o kadar çok yorum atılmış ki Tiwitter’da, yazıyı okuyan bile utanıyor insanlıktan.
Gerçekten kaybolmuş olsa babası bu kadar rahat olur mu? Diyen vicdansızlık acaba ölüm haberini aldığında babasının çektiği acıyı bir nebze olsun hissedebildi mi içinde? “Bir partiyi desteklemek bir insanı bu kadar vicdansız yapmaya yeter mi?” diye sormadan edemiyor insan kendisine.


D4526B6F217


Ne kadar suçluysanız, o kadar çok saldırıyorsunuz
3. Köprü’nün bir doğa katliamı olduğunu, halkın aslında 3. Köprü’yü istemediğini o kadar iyi biliyorlar ki, Pamir’in kaybolmuş olmasının Gezi’nin bir uzantısı olarak planlanmış bir komplo olarak niteliyorlar. Pamir’in kaybolmasındaki sorumlunun 3. Köprü inşaatı olduğunu savunacakmışız.
Bazı troller de “Suriye’de bir sürü çocuk ölüyor niye onlardan bahsedilmiyor? Pamir villada yaşıyor diye daha mı kıymetli oluyor?” diye soruyor, Suriye’de savaş çığırtkanlığı yapan bir iktidarın destekçisi olduklarını unutarak. Hiç biri mi görmüyor acaba ‘merhametli’ başbakanlarının sahip çıkıp Türkiye’ye getirdiği, sokaklarda üstlerinde giyecek birşeyi olmadan sokakta dilenen Suriyeli çocukları? Ekmek almaya giderken vurulan 14 yaşındaki Berkin Elvan’ı? Ya 10 yaşında ölümle burun buruna gelen Mehmeti? Ya da Ceylan’ı, Uğur’u? Ama onlar ‘teröris’ti demi? Hakettiler öldürülmeyi(!)
Bizler gençliğiz, bizler vicdanı olan bir halkız. Çocukların ölmediği, öldürülmediği bir dünya için savaşıyoruz. Bizler ‘zengin’ Pamir’i de ararız kaybolduysa, devlet eliyle öldürülen Berkin için sokağa da çıkarız. Ama siz AKP iktidarı ve onun şakşakçıları! Ne kadar da korkar oldunuz bu küçücük bedenlerden! Ama siz bizden iyi biliyorsunuz o küçük bedenlerin ne kadar büyük umutlar taşıdığını! Siz bizden iyi biliyorsunuz aslında dün hiç bir çıkar gözetmeksizin Sarıyer sokaklarını karış karış gezen halkın bu vicdanı Gezi’de öğrendiğini. Ama haklısınız korkun, daha da çok korkun çünkü yıkılacaksınız!


Çağla Akdere / kolektifler.net

4+4+4 yıkımının resmi sonuçları: Sistem imam hatip ve özel okullara çalışıyor

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı istatistikler, 4+4+4 yıkımının sonuçlarını ortaya koyuyor
Dönüşümün 2. yılındaki veriler, sistemin özel okullar ve imam hatipler lehine işlediğini ispatlıyor
Okula başlama yaşının düşmesi okul öncesi eğitime olan ilgiyi azaltıyor, özel meslek liselerindeki artış ise çarpıcı




Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı istatistikler, 4+4+4 yıkımının sonuçlarını ortaya koyuyor. 2012-2013 eğitim öğretim yılında yürürlüğe giren 4+4+4′ün 2. yılındaki veriler, sistemin özel okullar ve imam hatipler lehine işlediğini ispatlıyor.
İstatistiklerle ilgili görüşlerini açıklayan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), verilere dayanarak eğitimin temel sorunlarına işaret etti.
4+4+4 ile okul öncesi eğitimde okullaşma oranı azalıyor
Okula başlama yaşının 5 buçuğa çekilmesiyle beraber okul öncesi eğitimde büyük bir düşüş yaşanıyor. 2013-2014 eğitim yılında iki sene öncesine göre okul öncesi eğitime katılan öğrenci sayısı yaklaşık 110 bin azalarak 1 milyon 59 bine, okul sayısı ise yaklaşık 2 bin azalarak 26 bine geriledi. Eğitim Sen bu konudaki görüşünü şöyle özetliyor:
Söz konusu azalışın en önemli nedeni, 4+4+4 dayatmasının belki de en acımasız uygulaması olan okul öncesi çağdaki çocukların zorla ilkokula kaydettirilmesindeki anlamsız ısrardır. “
Devlet okullarına gidenler azalıyor, özele giden öğrenci iki kattan fazla arttı
İstatistiklerde  devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin sayısındaki azalma dikkat çekiyor:

ilkokul-ortaokul-ogrenci-ogretmen-sayilari

Devlet okuluna giden öğrenci sayısında azalış görülürken özel okullara yönelik rağbet ise belirgin bir şekilde kendini gösteriyor. 4+4+4 öncesinde ilköğretimde toplam özel okul sayısı 931 iken, 2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 992 özel ilkokul, 904 özel ortaokul, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 1071 özel ilkokul, 972 özel ortaokul bulunuyor. Aynı dönemde özel liselerin sayısı 1.033’ten 1433’e çıkmış. En çarpıcı rakam ise özel mesleki ve teknik lise sayılarında: 126 olan özel mesleki ve teknik lise sayısı bu yıl 426’a yükselmiş.

Eğitim Sen, veli ve öğrencilerin özel okullara rağbet etmesini ise 4+4+4 sisteminin getirdiği kaosa bağlıyor:
Özel okullara giden öğrencilerin sayısındaki artış, 4+4+4 dayatmasının bir sonucudur ve çok sayıda veli, devlet okullarındaki kaos ortamından çocuklarını kurtarmak ümidiyle ekonomik koşullarını zorlayarak çocuklarını özel okullara göndermeye yönlendirilmiştir.”
İmam hatip okullarına özel teşvik
Eğitim Sen, Türkiye’nin birçok yerinde öğrenci ve velilerin itirazlarına rağmen çok sayıda okulun imam hatip okuluna dönüştüğünü ve fiziki donanım ve altyapısı en iyi olan okulların seçtiğini hatırlatarak imam hatip okullarındaki artışı ortaya koyuyor:
2012-2013 eğitim öğretim yılında 730’u bağımsız, 369’u imam hatip lisesi bünyesinde toplam 1099 imam hatip ortaokulu varken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 946’sı bağımsız, 415’i İmam hatip lisesi bünyesinde 1361 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. İmam hatip ortaokullarındaki sayısal artış sadece okul sayısı ile sınırlı değildir. 2012-2013 eğitim öğretim yılında imam hatip ortaokullarında okuyan toplam öğrenci sayısı 94 bin 467 iken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında bu sayı toplam 140 bin 15’e kadar yükselmiştir. “
Genel ortaöğretimde okullaşma 
4+4+4′ün öğrencileri, meslek liselerine, özel okullara, imam hatip, açık lise tercihlerine zorladığı da istatistiklerden çıkan bir sonuç. Anadolu, Fen, Güzel Sanatlar, Spor liseleri gibi liseleri kapsayan genel ortaöğretimde okul ve öğrenci sayılarındaki azalış dikkat çekici:

genel-ortaogretim

Buna karşı mesleki eğitimin ve imam hatiplerin AKP tarafından teşvik edilmesi sonucunda şu tablolar ortaya çıkıyor:

mesleki-egitim-artis


imamhatip-ogrencileri
4+4+4 yıkımının göstergesi
Eğitim ve bilim emekçileri, istatistiklere dair raporlarına ekledikleri son sözde, verilerin 4+4+4 sonrasında yaşanan ve derinleşen sorunlardan ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığını vurguladı. Eğitim sistemini biçimlendiren AKP ve 4+4+4 dayatmasını bütün eleştirilere kulaklarını tıkayarak hayata geçiren Milli Eğitim Bakanlığı için “karanlığın baş sorumlusu” ifadeleri kullanıldı.
Eğitim emekçileri, MEB’i “tüm topluma ve öğrencilerimize böylesi bir kötülüğü yapmaktan vazgeçmeli” sözleriyle 4+4+4 uygulamasından vazgeçmeye çağırdı.

Sendika.Org

Seçim Sonucu: Çocukların Hayatı Tehlikede!



Berkin'in adı hala duvarlarda, akıllarda çakılı dururken ülkenin başbakanı seçimlerden birkaç gün önce düşürmekle övündüğü bir uçağın plotu için 'o da mı ekmek almaya gidiyordu?' sorusunu sorar, sonrasındaysa 'o emrin' çıktığı ağzı alkışlayan binlerce el birbirine vururken anladık durumun vehametini; sonuç her ne olursa olsun çocuklar yaşamlarını bir biçimiyle yitirecek ve bunu da kendince haklı gerekçeleriyle sebeplendirebilecek binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce, milyonlarca insan, alkışlayacak on milyonlarca el olacak.

Son zamanlarda yolda yürürken gözün ucu kadar yer kaplayan 'Suriyeli Çocuklar'ı görmeyen yoktur. Tanıma fırsatı bulamadıkları bir ülkeden, kahreden bir şansla hayatta kalmayı başarıp yine hiç tanımadıkları ve belki hiç tanıyamayacakları, yüzlerce yaşıtının katledildiği başka bir ülkeye sürülen çocukları... Onlarla aynı kaderi paylaşmayacaklarını hiçkimsenin ne yazık ki garanti edemeyeceği bir bitmeyen sokakları olan ülkeye...
.
Başka bir dünya mümkün
Berkin, sokaklara döktüğü yüzbinlerce insanı, omuzlarında tonlarca yükle yürümek zorunda bıraktığında başka bir 'dünya'da başka duygular yaşandı. Milyonlarca insanın Berkin'in adını bağırdıkları gökyüzüne, vicdanların bulanıklaştığı, eridiği, yuhalamaların, gırtlakları yırtarcasına 'birlikte yürünen yollar'ın anlatıldığı meydanların olduğu bir dünya...

İşlenceği herkesçe bilinen cinayetlerin tanığı olmak
Birbine çarpan milyonlarca el... Seçimlerden birkaç gün önce başından vuruldu Mehmet Ezer. Diyarbakır Silvan'da yapılan mitingin ardından polislerin çocukların ve gençlerin olduğu daracık sokağa rastgele ya da hedef gözeterek attıkları biber gazı kapsülü ile. Gerçek anlamıyla şans eseri hayatta kalan bir çocuk olarak o dünyaya geri döndü Mehmet. O an durdu zaman sonrasındaysa hızla aktı: seçimlerin ardından yapılan balkon konuşmasının ilk dakikalarında savaşılacak olan ülke açıklandı, beraber yürünen ve yürünecek olan yol söylendi. Ve aradan birkaç gün sonra ise bu kez de Urfa Birecik'te vurdu gaz kapsülü bir çocuğu sokakta, yerel seçimde ortadan kaybolan oylara itiraz etmek için çıkılan sokakta. 15 yaşındaki genç gözünden vuruldu ve hastaneye kaldırıldı. Geride kalanları, baskıyı, şiddetı, dayağı artık tek gözüyle görerek.

Seçim Sonuçları: Savaş hazırlığı, hem içerde hem de dışarda
Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkını kendinde görenlerin yönettiği ülkede farkı kalmıyor yaralanan, yaşamını yitiren çocukların kimliği, dilleri, ellerinde ne olduğu, nereseinden yaralandığı, ne hissettiği, ne yaşadığı, ne yaşayacağı... Seçim sonuçları onlarca noktadan ele alınıp değerlendirilmesi gereken sonuçları ortaya çıkarır, beraberinde getirdiği tarihsel sorumluluk ve anlamlı tedirginlik sürer giderken yuhalamaların ve alkışlarla duran zaman akmaya devam ediyor, başka bir şehrin sokağında başka bir çocuk vuruluncaya dek... 

Çekirdek Çocuk



Seçimlerdeki oy hırsızlığı çocukları vuruyor: 1 çocuk yaralandı

Birecik'te BDP’nin seçim sonuçlarına yaptığı itirazın kabul edilmemesinin ardından başlayan çatışmalar devam ediyor. Çatışmalarda polisin attığı gaz bombası kapsülünü 15 yaşındaki N.K. adlı çocuğun gözüne isabet etti. N.K. ağır yaralandı. 

 

Urfa’nın Birecik ilçesinde yapılan yerel seçimlerde usulsüzlük ve hile yapıldığına dair BDP’liler tarafından İlçe Seçim Kurulu’na yapılan itiraz reddedilmesinin ardından başlayan çatışmalar devam ediyor. İlçe merkezinde başlayan çatışmalar ilçenin birçok mahallesine yayıldı. Urfa-Antep karayolunun geçtiği E-5 Karayolu üzerinde gençler tarafından öğlen saatlerinden itibaren barikatlar kurularak, yakılan ateşler ile trafiğe kapatılan yol halen kapalı tutuluyor.

Bir tarafından polisin zırhlı araçlar ile beklediği tünelin diğer tarafından gençlerin bekleyişleri sürerken, Küçükçarşı, Yeşildağ, Baro, Meydan ve Kürt mahallelerinde polis ve gençler arasındaki çatışmalar yer yer devam ediyor. Polisin gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahalede bulunmasına gençler, “Bijî serok Apo” ve “Birecik AKP’ye mezar olacak” sloganları ve taşlar ile karşılık veriyor. Gençlerin mahallelerdeki yüksek yamaçlara çıkarak, polise taşlar ile karşılık verdiği görülürken, polisin de yamaçta bulunan gençlere hedef alarak gaz bombası attığı görüldü. Polisin attığı çok sayıda gaz kapsülünün evlere isabet etmesi sonucu evde bulunan yurttaşlar, zor anlar yaşadı. Yaşanan çatışmalarda polisin sıktığı gaz kapsülü ile sağ gözünden vurulan 15 yaşındaki N.K. adlı çocuk ilk olarak Birecik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. N.K. yapılan ilk müdahalenin ardından durumunun kritik olması nedeniyle Urfa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. N.K’nin yapılan ilk müdahalenin ardından hastanede “ambulans yok” gerekçesiyle sevkinin geciktirilmesi istenirken, hemen hastanenin kapısında ambulansın bulunmasına hastaneye gelen BDP’liler, tepki gösterdi. Yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından yaralı çocuk Urfa Devlet Hastanesi'ne gönderildi.

İlçede yaşanan olaylarda, AKP taraftarlarına ait olduğu belirtilen birçok dükkanda öfkeli kalabalık tarafından taşlandı. Birecik’in dışından çok sayıda takviye polisin getirildiği kentte gençlerin yol kapatma eylemi devam ederken, ilçenin çeşitli noktalarında çatışmalar devam ediyor.

Öte yandan İlçe Seçim Kurulu’nun BDP’lilerin yapmış olduğu itiraza "Somut bir dayanağının olmadığı" iddiasıyla reddettiği belirtildi.

Çatışma ve gerginliğin devam ettiği ilçede, kalabalık bir grup da BDP ilçe binasında bekliyor. 


diha

Erken yaşta evlendirilen Elif Kılıç belediye başkanı oldu

Çocuk yaşta evlendirildiğini ve evliliği boyunca eşinden şiddet gördüğünü söyleyen Elif Kılıç BDP’nin Kocaköy Belediyesi eş başkanı oldu.
Türkiye’de dün gerçekleştirilen yerel seçimlerde, gelen verilere göre Diyarbakır Kocaköy ilçesi belediye başkanlığını BDP’nin kazandığı kesinleşti. BDP’nin Kocaköy eş başkan adayı olarak gösterdiği Berivan Elif Kılıç, çocuk yaşta evlendirildiğini ve evliliği boyunca eşinden şiddet gördüğünü söyledi.
Dicle Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Berivan Elif Kılıç “15 yaşında nişanlandım, 16 yaşında evlendim teyzemin oğluyla, 17 yaşımda anne oldum. 28 yaşında ise boşandım. İki çocuğum var ve 5 yıldır ailemle birlikte yaşıyorum.” dedi.  Çocuk yaşta okuldan alınarak evlendirilmesiyle birlikte hayatının değiştiğini ve eşiyle evli kaldığı süre boyunca şiddet gördüğünü söyleyen Kılıç. “Kendi çocuğum için ağlarken diğer çocuklar için de ağladım. Kendim dayak yerken diğer şiddet gören kadınlar için de savaştım. Bana herkes ‘senin annen de dayak yedi ninen de dayak yedi, sen de yiyeceksin’ diyorlardı. Bunu bir kader olarak kabul ediyorlardı. Kadınlara hakkınızı savunun dedim. İslami olarak da sömürmeye çalıştılar. İslamiyet’te erkek kadının üstünde hak sahibidir, dövebilir, eve kapatabilir dediler. Bir kadın boşayamaz diyorlardı. İslamiyet, merhamet ve vicdan dinidir, baskı dini değil. Benim eşimin bana eziyet etmesini kabul edemezdim. Hep dik başlıyım, bana öyle derler. Hakkımı aldıktan sonra kadınlara örnek olmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.
imctv.com.tr